← Mavi Gündem
Tarihte Bugün

18 Eylül 1944: Junyo Maru battı; binlerce tutsak için kaçış yolu yoktu

HMS Tradewind, eskortlu Japon gemisinin taşıdığı insanları bilmiyordu. Junyo Maru'nun işaretsiz görevi, bambu bölmelerle doldurulan ambarları ve yetersiz can kurtarma düzeni, 5.620 kişinin yaşamını yitirdiği felakette savaş kararlarıyla gemi emniyetini aynı ağır tabloda buluşturdu.

18 Eylül 1944'te Junyo Maru, Sumatra'nın batı kıyısı açıklarında Britanya denizaltısı HMS Tradewind'in torpidolarıyla battı. Gemi, Japon işgali altında savaş esirleriyle Cava'dan getirilen zorla çalıştırılan insanları Sumatra'daki demiryolu inşaatına taşıyordu. Bu olay bir denizaltı başarısı değil; tutsak insanların savaş lojistiğinin görünmez yüküne dönüştürülmesinin yol açtığı kitlesel bir deniz felaketiydi.

Junyo Maru, 1913'te Glasgow'da inşa edilmiş 123 metre uzunluğunda, 5.065 tonluk bir yük gemisiydi. Yolcu güvenliği için tasarlanmış kamaraları, kaçış koridorları ve tahliye düzeni yoktu. Daha fazla insan sığdırmak için ambarlarına bambudan ek güverteler ve kafes benzeri bölmeler kurulmuştu. Bu düzen, kapasiteyi artırırken hareketi, havalandırmayı ve acil durumda güverteye ulaşmayı daha da zorlaştırdı.

Hollanda Kültürel Miras Ajansı'nın MaSS kaydı; gemide 4.200 Cava kökenli zorla çalıştırılan insanın yanı sıra Hollandalı, Britanyalı, Avustralyalı ve Amerikalı savaş esirlerinin bulunduğunu bildiriyor. Sayıların farklı arşivlerde tam olarak örtüşmemesi rastlantı değil: sömürge yönetimi altında zorla çalıştırılan binlerce kişinin isimleri, askerî personel kadar düzenli kayda geçirilmedi.

HMS Tradewind'in komutası, hedefin içindeki tutsaklardan haberdar değildi. Eskortla seyreden gemi askerî taşıma olarak değerlendirildi ve torpidolandı. Bu bilgi saldırının sonucunu hafifletmez; fakat olayı basit bir iyi-kötü ya da zafer-yenilgi şemasına indirgemeyi de engeller. Geminin taşıdığı insanların dışarıdan anlaşılmaması, savaşta tanımlama, istihbarat ve sivillerle tutsakların korunması arasındaki ölümcül boşluğu gösterir.

MaSS anlatısına göre patlamalar baş ve kıç bölümlerini vurdu. Makineler durdurulup kazan buharı boşaltıldıktan sonra kıç suya gömülmeye, baş taraf yükselmeye başladı. Ambarlardan çıkabilenler denize atladı; can salı ya da yüzen herhangi bir parçaya tutunabilenler yaşamaya çalıştı. Can kurtarma araçlarının denetimi ve kurtarmada yapılan ayrımlar, gemi terk edildikten sonra bile herkesin eşit hayatta kalma şansına sahip olmadığını ortaya koydu.

MaSS kaydı 5.620 kişinin öldüğünü ve 723 kişinin kurtarıldığını bildiriyor; Imperial War Museums da kaybı 5.000'in üzerinde veriyor. Yaklaşık 4.000 Cava kökenli zorla çalıştırılan kurbanın isimlerinin kayıp listelerinde yer almaması, felaketin hafıza boyutunu ağırlaştırıyor. Kurtarılanların önemli bölümü daha sonra yine demiryolu inşaatında zorla çalıştırıldı ve bazıları orada yaşamını yitirdi.

18 Eylül'ün denizcilik dersi yalnız torpidonun gücü değildir. Bir yük gemisinin insanları yığmak için dönüştürülmesi, yeterli kaçış ve can kurtarma düzeninin kurulmaması, taşıma görevinin tanınabilir olmaması ve kurtarmada ayrım yapılması aynı emniyet zincirinin kopuşlarıdır. Denizde insan yaşamını korumak; gemi tasarımından kayıt tutmaya, hedef tanımadan tahliyeye ve kazazedeye eşit yardıma kadar kesintisiz sorumluluk gerektirir.

YAYIN KÜNYESİ

Bu içeriğin izini sür.

Yazar, tarih, rota, kaynak ve güncelleme bilgileri okurun denetimine açık tutulur.

NEDEN ÖNEMLİ?

İnsan taşımak için yapılmamış eski bir yük gemisine savaş esirleriyle Cava'dan getirilen zorla çalıştırılan insanlar sıkıştırıldı; torpidolar vurduğunda güvenli tahliye imkânı yok denecek kadar azdı.

Yazar
Mavi Eksen Editorya
Editör
Mavi Eksen Editorya
İlk yayın
Son güncelleme
Bağlı olduğu rota
İnsan
Görsel kredisi
Mavi Eksen · Editoryal arayüz kompozisyonu
DÜZELTME GEÇMİŞİ

Yayımdan sonra kayıtlı bir düzeltme yapılmadı.

Politikayı incele